Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

25 Ocak 2016 Pazartesi

"Birkin'in Peşinde" Kitap Yorumu

Merhaba!
Bir gün Jane Birkin isimli Amerikalı manken uçakla seyahat ederken çantası yere düşer ve
içinde ki tüm eşyalar etrafa dağılır. Yanında oturan beyfendi çantasına toplamasına yardım eder ve aralarında bir konuşma geçer, adam;"cepleri olan bir çanta almalısın" kadında; "Hermes yaptığı zaman o çantayı alacağım" der. Bu konuşmada manken Jane yanında oturan adamın Hermes'in CEO'su
Jean Louis Dumas olduğunu biliyor muydu ya da bu hikayede pazarlamanın bir parçası mıydı bilmiyorum, ama durum bu. Şu meşhurrr Birkin çanta hikayesi.Devamında ise Dumas çantayı yapar ve Birkin'e gönderir, gönderir ama bir istediği de vardır Jane'in soyadı Birkin. Jane kabul edince olanlar malum... Günümüzde halen popülerliğini kaybetmeyen ve ecnebilerin deyişiyle "it" çanta olan Birkin'ler zenginlerin kolunda, züğürtlerin de klavyelerinde hikayeleri yazılmakta, garibanların da "kapatilizm anacım" nidalarıyla seslere dönüşmektedir.

Çok yazdım okumadan çıkan olursa saygım sonsuzdur şimdiden yazayım!

Okuduğum kitapları pek yazmam ama bir solukta okudum ve nedense ben de yazma istediği uyandırdı. Sanırım yazma istediğimin en önemli kısmını; Birkin çantalara verilen paralara ve bu çantaları kimler aldıysa onlara bir güzel saydırma ve kayma arzusu olabilir.
Offf sadede de gelemedim zaten iyice bastılar beni...
2008 yılında yayınlandığında çok satanlar listesine giren Michael Tonello'nun Birkin'in Peşinde
kitabının kısaca özetine gelirsek; New York'da yaşayan Michael makyözdür pek çok ünlü isimle çalışmış ve oldukça renkli bir hayatı vardır ancak bu işin ve hayatının yozlaştığını, sıkıldığını artık bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanıp Barselona'ya taşınır. Taşınır taşınmasına ama para da kazanması da gerekmektedir. Bu Michael giyimini de çok düşkündür. Bir gün bilgisayar başında otururken evde hiç kullanmadığı Hermes marka eşarbını E-bay'den satışa çıkarır ve anında satılır.
Sadece 1 kez kullandığı 10 senelik eşarba bu kadar talep olduğunu görünce şaşırır.
Bu uyanık ve şık adam gün geçtikçe ve paraya da olan ihtiyacından dolayı dolabında değerli gördüğü pek çok eşyayı satışa çıkarır, sonunda dolabı boşalır ve satacak bir şeyi kalmaz.
Gel gelelim bir gün bir müşterisinden mail gelir, daha çok Hermes markalı eşarp satışa çıkarabilir misin? Önceleri bu talebi anlamaz ama olay basittir. Hermes yılda belirli sayıda eşarp satışa çıkarmaktadır ve Hermes severler  eşarpları bulmak için adeta birbirleriyle yarışmaktadır.
Az sayıda eşarp tamam ama bir de işin içine koleksiyonerler girer. Eski eşarpları Amerika'da bulmak imkansız ancak Avrupa'da kimse satın almadan Hermes'in depolarında durup duruyor.
Adamımız bu işi çözer ve E-bay müşterilerinden gelen dilek listelerinde yer alan eşarpları bulmak için  mağaza mağaza gezer ve bu işten tonla para kazanır. Kapış kapış satılan eşarp işinden oldukça iyi kar eden Michael E-bay'de Hermes eşarp uzmanı olur. Ünü yayıldıkça listeleri de kabarır ve günlerden bir gün bir mail daha alır. Amerikalı ünlü bir şarkı sözü yazarı ondan nadir bulunan bir eşarp ve eğer temin edebilirse Birkin ister.
 Özellikle Cro. bir Birkin.
Eşarp işinde uzaman olsa da Birkin'in ne olduğu bilmeyen Michael bunun Hermes tarafından üretilen bir çanta olduğunu ve almak için birçok kişinin bekleme listesinde olduğunu öğrenince şaşırır.
Bu bekleme listeleri 2 yıla kadar uzandığını da yazmadan geçmeyelim.
Kafasına koyduğu işi başaran ve bunu tutku haline getiren esas adamımız her girdiği mağazada Birkin çanta alma umuduyla satıcıyla konuşur ama sonuç hep hayal kırıklığı olur.
Ümidini kesmez, sonunda bulduğu bir formül ile Birkin çantaya kavuşur ve Amerikalı müşterisine satar. Artık Michael Birkin çantaların peşinde tam 111 ülke dolaşıp bu çantayı özel müşterilerine satacak, paraya para demeyecek bir çok ünlüyle kanka olacak ve sonunda Hermes tarafından kara listeye alınacaktır.

Kısa dedim ama tüm kitabı yazdım :) Pek yorumluk yer de kalmadı gibi sanki :)
Michael internetin özellikle E-bay gibi bir e-ticaret sitesinden  nasıl para kazanılırı göstermiş.
Ticari zekasını da kullanarak "neler yaptım dangalaklar hahha" diye hepimize gülen zevki sefasına düşkün bir gay arkadaşmız.  Özellikle Hermes'e attığı kazık bana acayip komik geldi.
Sen millete çanta satma beklet, adam binlerce çanta alsın senden paraya para demesin.
Vallihi gülerler sana Hermes :)

Bu Michael anıları ve Hermes macerasını yazdığı kitabı güzel ama benim gibi çok ayrıntılara girmiş.
Mesela Amerika'da bir yer geçiyor hemen parantez içinde "o" yerin tarifi, özellikleri anlatılmış.
Bu nedenle konular biraz uzuyor. Eksi puan aldın Michael otur :)
Ben edebiyat dili falan anlamam ama bana şu hissi uyandırdı "internet dili" .
Düşüncelerini parantez içine alarak sanki o zamandan bu zamana sıçrama yapmış kitap.
Şimdi de sanki konuşuyormuş gibi yazıyoruz ya onun gibi yazmış, yazarla bir bağ kurabiliyorsun.
Aynı zamandan akıcı da hemen okudum bitti.
Konusu itabariyle ilgimi çeken ve Birkin çantaları araştırıp ne kadar gereksiz bilgi varsa minnak beynime sokan bu kitaba sonsuz teşekkürlerimi sunarım.


Düşünmeden de edemiyorum harbiden bu çantalar bu kadar güzel mi?
Bakın şunlara Allah aşkına, timsah derisinden yapılanlar asıl değerli olanlarmış.
Ne bilim bana çok büyük ve hantal geldi.
Tövbe şimdi çarpılcaz heeeee , ne de olsa o bir Birkin ve tüm kadınlar önünde diz çöküp tövbe ediyor. Şimdilerde 75 bin ile 150 bin arası olan çantalar sosyete ve ünlülerin elinden düşmese de
bizlerin bok atmaktan çekinmeyeceği bir obje. Özellikle annem ve ben acayip kötüledik :)
Baya bir geyik yapıp çantayı beğenmediğimize karar verdiğimiz andan yaklaşık olarak 2 dk. sonra
"Aycan çok param olursa alırım sana" dedi. Ben böyle ikiyüzlülük görmedim.
Öyle bir saydırdı ki başta, işte kim alır ki, yazık paraya, dünyada açlar varken alınır mı, utansınlar derkennnnn "çok param olursa alırım " demesi de sizce tuhaf değil mi?
İşte "it" çanta demek bu demek arkadaşlar, bu çantayı kolunda taşıyan insan kişisine tüm insanlık tapıyor ve adeta "işte sen oldun, artık bir Birkin'in var, sana saygı duyarız, severiz"  diyorlar.
Hoş ben bunu alsam da kim sallıcak ne anlıcak benim çevrem :))))
 "Salı pazarından mı kızzzzz...." demekten kendilerini alamazlar :)

Daha çok yazarım ama yeter!
Eğer buraya kadar okuduysan teşekkür ederim sevgili okuyucum.
Bu sıralar sinirlerim gergin, canım sıkkın pek yazı yazamıyorum.
O nedenle bu kadar uzatmış olabilirim, affedin!

Yorumlarınızı bekliyor, hepinize iyi haftalar diliyorum ♥


Takipte kalın!
instagram/aycanhatadair
twitter/aycanhayatadair
youtube/aycanhayatadair
periscope/aycanhayatadair
pinterest/aycanhayatadair


4 yorum:

  1. Markaların doğuş hikayelerinin anlatıldığı kitaplara bayılırım:) Bence gayet akıcı bir yazı olmuş :) Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ayy canım ya ne kadar güzel anlatmışsın bir solukta okudum..

    Sevgilerle

    YanıtlaSil

yorumlarınız benim için çok önemli :) yorum yapan herkeseee kocamannn teşekkür :)) Blogunuz yoksa ya da gmail adresiniz "yorumlama biçimi" kısmından "adı/url" yazan seçeneği seçin adınızı yazın, url kısmını boş bırakın yorumunuzu yazıp yayınlayın. Yorumlarınız denetimden geçtikten yayınlanacaktır.